Okunacak kitaplar

     Okunacak kitaplar bekliyor beni. Bu hafta gece vardiyasında olduğumdan hiç bakamadım. Ama hafta sonu hızlı bir giriş yapmayı düşünüyorum okumaya. Elimde hali hazırda okunmayı bekleyen üç kitap var. Üçünü de arkadaşlarımdan aldım. İyi ki çevremde kitap okuyan arkadaşlarım var. İlk önce İbrahim’den, Aeden’i aldım. Gerçi onu biraz okumayı denedim. Hiçbir şey anlamadım. “İlk başlarda bir şey anlaşılmıyor. İlerledikçe kitap başlıyor” dedi İbrahim. Sonrasında Gizem’den çok önce Kürk Mantolu Madonna’yı istemiştim. Oda geldi. En sonunda dün Elif, Ahmet Ümit’in Patasana kitabını getirdi. Üçü de isim yapmış kitap. Üçünü de okumak için sabırsızlanıyorum. Bayadır kitap da okumuyorum. Okumayı özledim. Okunacak kitaplar sıralamam bu şekilde.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/breakfast-set-159796/
     
     Yazacak bir şey bulamadım. Bazen insan tıkanıyor işte böyle. Ben özellikle köşe yazarlarına hayranım bu konuda. Haftanın altı günü yazı yazan köşe yazarları var. Her gün nasıl da yazacak konu bulabiliyorlar? Gerçi çoğunluğu siyaset yazıyor. Siyaset yazan biri için de bu ülkede, yazacak konudan bol bir şey yok. Ama birde her gün siyaset dışı yazanlar var. Mesela Hıncal Uluç. Oda zaman zaman siyasete değinir. Ama ayda belki bir kere. Genelde sanat, yaşam ve gazetecilik üzerine yazar. İzlediği filmleri, konserleri yazar. Arada da okuduğu kitaplara yer verir. Böyle bir köşe yazarı olmak için, gerçekten bir bilgi birikimine sahip olmalı insan. Yazacak bir şey bulamadım. Bunlar aklıma geldi, bunları yazdım.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/apple-laptop-office-macbook-19043/
     Bloglar hakkında liste yapan bloglar var. Her hafta ya da her ay, o zamana kadar ki blog yazılarından, kendilerine göre en iyi blog yazılarını bir liste yapıyorlar. Bir nevi o kişiye göre, öne çıkan blog yazıları yani. Son iki haftadır Doğuş Hakan Yılmaz, haftalık blog gündemi diye bir bölüm başlattı. İlk yazısında bana da yer vermiş. Buradan bir defa daha teşekkür ediyorum kendisine. Onun bu yeni başlattığı bölümü görünce, “Bu konu üzerinde yazmam gerek” diye düşündüm. Bu arada şunu da belirteyim: Doğuş, bu yeni haftalık listeyi Türkiye’nin Blog Yazarları Ajandası’nda tutuyor. Bu blog, kendisinin inisiyatifinde kurduğu bir blogtu.

Bloglar hakkında

     Bloglar hakkında listeyi bu sitede tutuyor. Ama asıl sitesi, seo ve blog hakkında yazılar yazdığı sitesi. Site ismi: Doğuş Hakan Yılmaz. Kendisi istikrarlı bir blogcu. Bu, haftalık blog listesi olayını uzun süre devam ettireceğini düşünüyorum. Blog Hocam’da hali hazırda böyle bir liste tutuyor. Onun listesinin adı ise, Blogger Günlüğü. Ben ilk duyduğum zaman bu ismi çok sevdim. Blog Hocam, bu işi yine hakkını vererek yapıyor. Her zaman ki gibi. Sanırım bu günlüğün belli bir zaman dilimi yok. Haftalık ya da aylık gibi. Ama yayınlayınca tam yayınlıyor. İnsanın beklediğine değiyor. Bir blogcunun işine yarayacak her şeyi bulabiliyorsunuz.

     Bloglar hakkında liste dendiği zaman, yazacağım kişiler kafamda belliydi zaten. Blog Hocam bunlardan biriydi. Sağolsun kendisi de bu günlük serisinde benim de yazılarıma yer verdi. Ve ben bundan çok büyük bir sevinç duydum. Gelelim son kişiye. Ben bu ilk listeleme işini onda gördüm. Evren Günlüğü’nden bahsediyorum. Evren Soyuçok’dan. İnternet günlükleri diye bir bölümü vardı. Çok sayıda bloğa yer verirdi bu günlüklerde. Hem de baya kapsamlı olurdu. O günlüğün dillere pelesenk olan birde sloganı vardı. İnterneti bloglar kurtaracak diye. Hafta sonunun tamamını bu günlüklere ayırmak zorunda kaldığından sanırım şimdilik bu günlüğü tutmaktan vazgeçti. Ben inanıyorum ki, ilk fırsatta tekrar başlayacaktır internet günlüklerini yazmaya. Bloglar hakkında böyle güzel listeler tutanlar varsa sizde yazın, haberimiz olsun.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/coffee-cup-mug-apple-4159/

Herkes filozof olmuş. Artık İnstagram’da da felsefik sözlerden geçilmiyor. O paylaşımlara bakarsak hayatta herkes her şeyi yaşamış. Herkes feleğin çemberinden geçmiş. Bu size inandırıcı geliyor mu? Herkeste böyle bir edalar falan. Tamam, hayatta çok şey yaşamış, görmüş olanlar vardır, kabul. Ama herkes de olamaz ki. Artık sadece fotoğraflara bakıyorum. Altındaki yazıları okumuyorum. Çünkü inandırıcı bulmuyorum. “Öfff, şöyle paylaşımlardan da gına geldi artık” diyorum. “Bu kadar konuşuyorsun da sen sanki yapmıyor musun?” diye soranlar olabilir. Evet, yaptım. Ama sıkıldım. “Ben ne yapıyorum lan? Bu işler bana göre değil” dedim. Şimdi o tür filozofça paylaşım yapmıyorum. Yanlış anlaşılmasın. Bu tür paylaşım yapanları yargılamıyorum. Sadece inandırıcı bulmuyorum. Herkes filozof olmuş deyince bunları yazdım ben. Siz ne dersiniz?
     Şiir sokakta akımını seviyorum ben. Bizim buralarda da görüyorum. Mutlu oluyorum. İstanbul’da bir belediye işi daha da ileri götürmüş. Hangi belediye olduğunu unuttum. Yoksa gururla yazardım o belediyenin ismini. Daha önce Cemal Süreya için yapılmış. Şimdilerde ise Nazım Hikmet için yapılıyor. Yürürken yere bir bakıyorsunuz, Nazım Hikmet şiirleri. Böyle haberleri seviyorum. Sanatla ilgili haberler her zaman hoşuma gitmiştir zaten. Mesela geceleri. Gece 01:20 gibi NTV’de Gece Gündüz programı başlar. Eğer o saatlere denk gelirsem, muhakkak onu açarım. Ben blog yazımı yazarken ya da bir şeyle uğraşırken, sanat haberlerini dinlemeyi severim. Sadece NTV’ye has değil tabi. Hangi kanalda kültür-sanat varsa orada takılı kalırım. Şiir sokakta, bunları hatırlattı bana.