Yaşar Kemal'e göre yazar nasıl olunur?

, , 6 comments
     Yaşar Kemal diye bir yazarımız olmayabilirdi. Onun yerine, köylerde destancımız olabilirdi. Yaşar Kemal’in çocukluğunda devamlı köylerine destancılar gelirmiş. Az çok, Yaşar Kemal’in hayatını okuyanlar bilirler bunu. Destancıları çok sevmiş. Aşıkları da unutmayalım tabi. Onlar da köylerine uğrarmış Yaşar Kemal’in. Destancı ya da aşık, hangisi olursa olsun köye geldiklerinde Yaşar Kemal, hemen yanlarında bitermiş. Onları dinlermiş can kulağıyla. Onlar gibi kendisi de şiir söylemeye başlamış. Kırlarda, bayırlarda. Masal gibi bir çocukluk. Bıyıklarının terlemeye başladığı genç delikanlılık dönemlerinde, ufaktan girmiş işin içine. On altı veya on yedi yaşlarındadır, masallar ve destanlar derlediğinde. Destan ve masal derlemekle kalmamış. Tekerleme ve folklor da  derlemiş.
yaşamdan yazılar

                                                     OKUMAYA AŞIK BİR YAZAR
     Modern edebiyat hayatına girmeseydi, bugün, yazar Yaşar Kemal’den bahsetmiyor olacaktık. Kendi ifadesiyle, “Destancı olurdum” diyor. Yaşar Kemal’i, Yaşar Kemal yapan en önemli olaylardan bir tanesi de Ramazanoğlu Kütüphanesinde çalışmasıdır. Kütüphane, ona okumanın kapılarını açmıştır. Şunu da bilmek gerekir ki. Her kütüphanede çalışan, okumayı çok sever diye bir durum yok. Yaşar Kemal’de kütüphanede çalışan, sıradan biri olabilirdi. Ama o, okuma aşığıydı. Devamlı okuyordu. Kütüphaneye devamlı dünya klasikleri geliyordu. Gelen bu klasiklerin çevirilerini, cumhuriyet sanatçıları Tercüme Bürosu yapıyordu. Ne geliyorsa okuyordu, ayrım yapmıyordu. Klasiklerin yanında, dünya romanları ve son yıllarda yeni yeni popüler olmaya başlayan tarih kitapları.
                                YAŞAR KEMAL’E GÖRE BİR YAZAR NELERİ OKUMALI?
     Yaşar Kemal nerden beslenmiştir? Onca birikimi nasıl elde etmiştir? Yaşar Kemal, “Ustalarım” ve “Kaynaklarım” diyerek, ikiye ayırır beslendiği pınarları. “Ustalarım” diyerek anlatmak istediği, çocukluğunun destanları, masalları, tekerlemeleri, folklorları yani sözlü edebiyattır. “Kaynaklarım” dediği ise, büyük, dünya edebiyatına damga vurmuş yazarlardır. Kimdir bunlar? Bunlar: Savaş ve Barış’ın yazarı Tolstoy’dur mesela. Sonra Ölü Canlar’ın yazarı Gogol’dur. Stendhal’dır, Dickens’dir. Tam bu noktada, yazar nasıl olunur sorusuna da cevap veriyor Yaşar Kemal. Ona göre bir yazar hem Doğu, hem de Batı edebiyatını süzgecinden geçirmeli. Hatmetmiş olmalı. Bir yazar adayına, “Kafka” dendiğinde, alık alık bakmamalı. Şimdiki yazar adaylarına sormak lazım. Batı edebiyatının temel taşlarını oluşturan kitapları okudunuz mu? Ya, Türk edebiyatı? Orhan Kemal’den Yaşar Kemal’e, okunmadık kitap bıraktınız mı?

Foto kaynak:Pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

6 yorum:

  1. Teknoloji girdi hayatımıza kitaplar rafa kaldırıldı ve maalesef ben de bunun kurbanı oldum ki çok yavaş ve ağır adımlarla kitaplardan uzaklaştım. Oysaki her gün bir kitap okumaya özen gösterirdim. Bazen öyle bir dalardım ki kitaba gün ışırdı ama ben anlamazdım ta ki annem uyumadın mı yoksa sen diyene kadar. :) Gerçekten okumak istiyorum belki bir başlasam yine eski halime döneceğim ama bir türlü o boş vakti kendimde bulamıyorum. Umudum bayram bakalım yanıma bir kaç kitap alıp tatilde kitapları bitirmeye çalışacağım. Dua edin bana. :)

    YanıtlaSil
  2. Yaşar Kemal bambaşka biri, bir dahi...
    O'nun gibi bir değerimiz olduğu için ne kadar şanslıyız, teşekkürler bu değerli yazınız için...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin gibi değerli bir bloggerdan bunları duymak ne güzel. Yorumunuz için ben teşekkür ederim.

      Sil
  3. Büyük yazarların çok geniş bir yelpazede yazarları okumuş olması çok önemli. Ayrıca Yaşar Kemal' in kitapları su gibi akıp gider. Bırakamazsın kitabı elinden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar akıcı ki. Çok sade, çok anlaşılır. Bende her zaman sade yazmak pesindeyim. Olabildiği kadarıyla tabi. Yorumunuz için teşekkürler.

      Sil

Yorum yapmak ister misin :)