Dan Brown Cehennem kitabı yorumum...(BÖLÜM 1)

, , 6 comments
     Dan Brown Cehennem kitabı incelemesinde, diğer kitap incelemelerine göre farklı bir yöntem izlemek istiyorum. Bu yönteme göre: Kitabı sadece bir yazı yazarak incelemeyeceğim. Bu kadar çok sayfalı bir kitabı sadece bir yazı ile anlatmak, eksik bir anlatımmış gibi geliyor bana. Mesela bugün kitaba başladım. Ve sayfa 55’e kadar okudum. Sayfa 55’e kadar olan bölümü yazacağım. Bu şekilde her gün bölümler halinde devam edecek. Bir yazı dizisi gibi olmasını planlıyorum. Böyle bir uygulamayı ilk defa deneyeceğim. Eğer olumlu geri dönüşler alırsam, okuduğum diğer kitapların incelemelerini de aynı şekilde yapmayı planlıyorum. Görüşleriniz bu projenin devam edip etmemesinde yönlendirici olacak. Olumlu ya da olumsuz tüm görüşlerinizi paylaşmanızı rica ediyorum.
                                                   KAPAK TASARIMI NASIL OLMUŞ?
     Dan Brown Cehennem kitabı incelemesine kitabın dışından başlamak istiyorum. Kapak tasarımını çok beğendim. Okuduğum diğer kitabı Melekler Ve Şeytanlar kitabının da kitap tasarımının iyi olduğunu hatırlıyorum. Kitap dediğin bence böyle olmalı. İlk etapta kapaktan yakalamalı okuru. Kapağı Henry Steadman tasarlamış. Kendisini tebrik etmek gerekir. Gördüğünüz gibi bu kitabın çok satmasındaki başarı, daha kitabın kapağından başlıyor. Kitabın tanıtım yazısı arka kapakta kullanılmak yerine, ön kapağın içine ek bir kapak yapılarak buraya yerleştirilmiş. Çok estetik olmuş. Yine aynı şekilde, arka kapağın iç tarafına da bir yarım kapak eklenmiş ve yazarın bir resmi konulmuş, daha önce yazdığı kitaplardan ve yaşadığı yerden bahsedilmiş.
dan brown cehennem kitabı

                                                       HASTANEDE GÖZLERİNİ AÇAR
     Arka kapakta ise kitabın içinden etkileyici bir söze yer verilmiş ve kırmızı bir yazıyla başlık olarak, “Cehennemin kapıları İstanbul’a açılıyor” denilmiş.  Dan Brown Cehennem kitabı arka kapağını, ön kapak kadar etkileyici bulmadım. Kitabın dışı ile ilgili bu kadar inceleme yeter diye düşünüyorum. Şimdi gelelim kitabımızın içeriğine. Ana kahramanımız Melekler ve Şeytanlar kitabında olduğu gibi yine Robert Langdon. Kendisi o kitabın sonunda evlenmişti diye hatırlıyorum ama bu hikayeye yine yalnız başlıyor. O kitapta evlendiği kadın karakter yok. Robert Longdon gözlerini açtığında başında bir ağrı hisseder. Etrafına baktığında görür ki bir hastanededir. Buraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikri yoktur.
                                                      FLORANSA’DA NE İŞİ VARDIR?
     Bir kitapta başlar başlamaz heyecan, gizem başlar mı? Eğer okuduğunuz bir Dan Brown Cehennem kitabı ise başlar. Uyandıktan sonra içeri sakallı bir doktor girer. Robert Langdon’un sordukları sorulara cevap veremez. Başını koridora uzatır ve birini çağırır. İçeri kadın doktor Sienna Brooks girer. Sakallı doktorun adının Marconi olduğunu ve İngilizce bilmediği için ona cevap veremediğini söyler. Robert Langdon hastaneye nasıl geldiğine dair sorular sorar. Doktorlar bu sorulara cevap vermek yerine ona sakinleştirici verirler. Sakinleştiricinin etkisiyle uykuya dalarken pencerenin camından tarihi bir kule bir görür. Bu yapıyı nerede görse tanırdı. Evet, evet bu yapı Palazzo Vecchio’dur. Ama nasıl olurdu. Bu yapı Floransa’dadır. O an İtalya’da olduğunu anlamıştır.
BİR DE BLOG FUNDALİNA'NIN DAN BROWN CEHENNEM KİTABI İNCELEMESİNE GÖZ ATIN DERİM
                                                      EN SON HATIRLADIĞI ŞEY
      Bu imkansız bir şeydi. Çünkü Robert Langdon Amerika’da yaşayan bir sanat tarihçisidir. Floransa’da ne işi vardır? Amerika’dan buraya nasıl gelmiştir? Bu sorular doğal olarak aklını kurcalar durur. Sonunda Dr.Brooks’a nasıl buraya geldiğine dair olanları anlatması için diretir. Hastanenin önünde bulunduğunu ve kafasından bir kurşunun sıyırıp geçtiğini söyler Dr.Brooks. En son sabahleyin üniversiteye giderken hatırlıyordur kendini Robert Langdon. Ondan sonrası karanlıktır. Şimdi Robert Langdon’u odasında bırakıp denizlere açılıyoruz. Adriyatik’te ilerleyen The Mendacium isimli özel bir yata konuk oluyoruz. Bu yat Konsorsiyum adında bir örgütün yönetim merkezi gibi kullanılmaktadır. Başında amir denen bir yönetici vardır. Dan Brown Cehennem kitabı gizemini daha da artıyor amir karakteriyle.
                                 ROBERT LANGDON’U ÖLDÜRMEK İSTEYEN TETİKÇİ
     Amir en iyi elemanı olan Vayentha’yı, Robert Langdon’u öldürmek için görevlendirir. Şimdi işin içine bir de tetikçi karışmıştır. Dan Brown Cehennem kitabı sarıp sarmaladı beni resmen. Devam edelim anlatmaya. Gecenin ilerleyen saatlerinde Vayentha hastaneye gelir. İçeri girmesine izin vermezler. Ama bu itirazlar onu durduracak değildir. Vayentha susturucu takılmış silahı ile Dr. Marconi’yi öldürür. Dr. Brooks hemen kapıyı kilitler. Bu arada Dr.Brooks, Robert Langdon’u hastaneden evine kaçırır. Langdon, Dr.Brooks’un evinde bazı eski gazeteler bulur. Bunlara göre Dr.Brooks küçüklüğünde dahi bir çocuktur. Buraya kadar olan bölümde Robert Langdon devamlı rüyasında ortada bir nehir, karşıda peçeli bir kadın ve kadının yanında cesetler görür. Sayfa 55’e kadar bunlar yaşandı. Temposu ve kurgusunun her zamanki gibi çok iyi olduğunu söyleyebilirim. Kitabımızı incelemeye devam edeceğiz. Sayfa 55’e kadar olan bölümle ilgili neler söylemek istersiniz?

         GECE GÜNDÜZ PROGRAMINDA DAN BROWN İLE  CEHENNEM KİTABI                                                ÜZERİNE YAPILMIŞ OLAN RÖPORTAJ




Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com


6 yorum:

  1. Güzel bir anlatım olmuş. Emeğinize sağlık. Bence güzel bir çalışma yapmışsınız. Devamını getirin derim =) saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu motive edici yorumunuz için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Güzel bir fikir olmuş inceleme tarzınız, ancak böyle giderseniz sanki biraz fazla spoiler verecekmişsiniz gibi, dikkatli olun derim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dikkatli olacağım :) Teşekkürler değerli yorumunuz için

      Sil
  3. Cem bence çok güzel bir anlatım olmuş, çokta iyi düşünmüşsün. Seni zevkle takip eden biri olarak ve yorumlarımda sık sık söylediğim gibi uzundur kitap okuyamıyorum. Ama kitap okumamama rağmen hemen her gün keyifle seni takip ediyorum. Şimdi diyeceksin ki bu konuyu nereye bağlayacak :) şöyle ki kardeşim, madem ben okuyamıyorum ama seni okuyorum. Bu yolla hem seni okumuş hemde kitabı okumuş olacağım (tembelim evet) :) Dan Brown hiç kusura bakmasın ben senin anlatımınla kitabı öğrenmiş olmak istiyorum:) Mutlaka devam etmelisin hiç olmadı sevabına :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu harika yorumun için teşekkürler Yağmur :)

      Sil

Yorum yapmak ister misin :)