Jean-Paul Sartre: "Başkalarına anlatmaya değecek hikayen var mı?"

, , 2 comments
     Biz, yazar olma heveslileri, hangi yazarı görsek hemen soruyu yapıştırıyoruz: “Nasıl yazar olunur? Yazar olmak için ne yapmam gerekir?” falan diye. Aslında habire boşuna soruyoruz bu soruyu. Her şey açık ve net değil mi? Bakmayın, hepimiz biliyoruz aslında bu soruları sorarken. Bir insan, ya yazar olarak doğar ya da doğmaz. Bu sonradan kazanılacak bir yetenek değil. Bu söylediğim liderlikle ilgili söze benzedi. “Lider olunmaz, lider doğulur” derler ya. Aynı bunun gibi işte. Bu sözü, yazarlık için de uyarlayabiliriz aslında. “Yazar olunmaz, yazar doğulur” diyebiliriz. Ama yine de, her şeye rağmen, yazarların bu soruya verdikleri cevaplar, her zaman heyecanlandırır beni.
Jean-Paul Sartre

                                                JEAN-PAUL SARTRE’NİN SORUSU
     Eminim, benim gibi yazar olmak isteyenleri de heyecanlandırıyordur. Yine böyle bir yazarın verdiği cevabı okudum. Bunu sizlerle paylaşmak isterim. Bu yazar, Jean-Paul Sartre. Ona bu soruyu sorduklarında, o da bu soruyu soranlara, başka bir soruyla karşılık veriyor. Ve diyor ki Sartre: “Başkalarına intikal ettirmeye değecek değerde bir şeyin var mı? Hangi gaye uğruna yazıyorsun?”. Bu soruyu okuduğumda çok etkilendim. Yazarlığın mihenk noktası, bence bu. Evet, şimdi bu yazıyı okuyanların, hemen kendisine bu soruyu sorduklarına eminim. Ben de sordum. Anlatacak şeylerim yok. Bir hikaye ya da bir roman yazacak konum yok. Aslında konu çok. Ama bunları bir araya getirip anlatamıyorum. Yani, bir hikaya ya da bir roman yapamıyorum.
                                                          PEKİ SEN YAZAR MISIN?
     Peki ben ne yapıyorum? Sadece olayları yorumluyorum. Herhangi bir olay olabilir bu. Futbol, kültür-sanat, siyaset vs. bu ne kadar yazarlık sayılabilir? Hikaye ya da roman bakımından bakarsak, yazar değilim. Ee, neyim o zaman? “Blog yazarıyım” cevabı verilebilir. Ama yazar denen kişi, bence hikaye ya da roman yazabilmeli. Yeni bir şey ortaya koyabilmeli. Bu konu her zaman çok su kaldıran bir konudur. Her zaman tartışılır. Jean-Paul Sartre, ölçüyü bu şekilde koymuş. Peki sizin bu konuda aklınızdan geçenler nelerdir? Jean-Paul Sartre, bu sorusuyla sizi nerelere sürükledi? Bu soruya cevabınızı verdiniz mi? Ama samimi bir şekilde. Hayalperestliğe kapılmadan. Peki buna göre, yazar mısınız değil misiniz?

Foto kaynak:Pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

2 yorum:

  1. Yazar değilim, ama olacağıma inanıyorum. Sadece olgunlaşmam gerektiğini düşünüyorum. Daha gencim. :) Yazarlık doğuştan da kazanılmıyor bana göre... İnsanın yaşadıkları, amaçları, hayata bakışı, bir şeyleri gerçekleştirmek konusundaki azmi, kararlılığı vb. bunlar olduktan sonra yazdıkça, paylaştıkça, çalıştıkça kazanılan ve gelişen bir yetenek bana göre. İnsanın doğuştan sahip olduğu bazı özellikleri kimi zaman bu yolu ilerlemesinde ona yardımcı oluyor belki de ama bunu genelleme haline sokmak pek mantıklı gelmedi. Kaleminize ve emeğinize sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farklı bir fikir duymak her zaman güzeldir. Olaylara farklı açıdan bakmayı sağlar. Güzel yorum için teşekkürler :)

      Sil

Yorum yapmak ister misin :)