Kafka bir oturuşta kaç saat yazı yazardı?

, , 10 comments
     Yazmaya ne kadar aşıksınız? Ya da günde kaç saat yazmaya ayırıyorsunuz? Belki size bana bir saat yazmak, çok gibi görünebilir. “Bugün baya çok yazdım” diyerek kendi kendimizi mutlu hissedebiliriz. Belki sizin kapasiteniz göz önüne alındığında, bir saat çok iyi olabilir. Peki yazarlık tarihine kitaplarıyla damga vurmuş yazarlar, kaç saat yazarlarmış? Bunu merak ettiniz mi? Bu konuda size Kafka’dan örnek vermek istiyorum. Kendisi bir sigorta şirketinde çalışıyormuş. O zamanlarda da yazarlıkla geçinilemiyormuş, baksanıza. Yazarların kaderiymiş galiba bu durum. Saat iki olunca işi bırakırmış. Gidermiş eve. O zamanki çalışma sistemleri mi öyleymiş, yoksa bu durum Kafka’ya mı özel, bilemiyorum.
Kafka

                                                İŞTEN ÇIKINCA DİREK EVE  GİDERMİŞ                                             İşten çıkınca doğru evin yolunu tutarmış. O saatte çıktıktan sonra başka şeylerde yapabilirdi. Gezebilirdi. Farklı ortamlara girebilirdi. Daha sosyal bir tip haline gelebilirdi. Ama o yazıya, yazmaya o kadar çok aşıktı ki. işten çıkar çıkmaz, hedefine atılmış bir ok gibi, evinin yolunu tutardı. Eve gider gitmez, hemen yazının başına oturmazmış. Öncelikle kafasını toplaması gerekirmiş. Bunun için de birkaç saat kestirirmiş. Uyandıktan sonra da artık, tamamiyle yazmaya hazır olurmuş. Ve saatler sürecek olan yazım maratonu, bu şekilde başlarmış. Tam bu noktada, sizlere tahminlerinizi sormak isterim. Sizce yazıya oturduktan sonra, kaç saat süreyle yazardı? Ya da bir insan, kaç saat yazı yazabilir ki?
                                                        YAZMA AŞKI BU OLSA GEREK
     Şimdi sıkı durun. Söylüyorum. Sabahın ilk ışıklarını görene kadar. Bu nasıl bir yazma sevdasıdır böyle. Ben ilk okuduğumda imrendim. “Keşke ben de böyle yazabilsem” dedim. Bu kadar yazabilmek için, insanın söyleyecek şeyleri olması lazım. Kafka’da da, söyleyecek şey bol. Bolluğunu nerden biliyoruz. Çünkü hala tüm insanlık, o gecelerce, sabahın ilk ışıklarına kadar yazdığı şeyleri okuyoruz da ondan. Bir yazardan duymuştum. Ama şimdi adı aklıma gelmiyor. “Yazarlık, söyleyecek sözü olanların yaptığı iştir” diye. Peki neden geceleri yazarmış. Gece on ikiye kadar yazar, yerine yatardı. Geceyi gündüze kavuşturmadan, kalemi elinden niye bırakmıyordu? Aslında çok basit bir yanıtı var. Çoğu yazarında istediği bir şey. Sessizlik. Gürültüye dayanamayan bir yapısı varmış. O da kendince, “Bu sessiz ortamdan ne kadar faydalanabilirsem o kadar kar” diyerek, sayfaları dolduruyordu herhalde. Peki sizler neler dersiniz bu konuda?

Foto kaynak:Pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

10 yorum:

  1. Yine çok güzel bir konu.'Yazmak'fiilinden giderek yorum yapmak uygun göründü bana. Franz Kafka bir derya.Bunu daha onu tam keşfetmeden yazabiliyorum.

    Basit bir teşbihle 'Uyku uykunun mayasıdır.'derler, artık ilk kim söylemiş ve hangi hallerle gerçekten öyle olduğunu teyit etmişiz bilmem ama, yazmaya eğer aşka benzer bir tutkun varsa, insanı o dürtüyor ve bu işe bir yerden başlama gereği duyuluyor zaten.

    Sessizlik, tüm etkilerden soyutlanmak demek ise de, burada böyle bir yazarın mutlaka duyduğu seslerin nevilerine göre, duymamazlıktan gelememe gibi bir duyarlılığı olduğunu da anlaşılıyor sanki.Sıradışı bir insanın hem gündüz vasat bir işte çalışıp, geceleri tüm uykusundan feragat edecek kadar büyük bir yazma sevdası olmalı.İlk uykusu zihnini boşaltma amaçlıdır mutlaka ve tabii ki bir de vücudunu dinlendirme.

    Aklımın ve düşüncelerimin yettiğince yazabildiklerim bunlar Cem kardeşim.Bir şey daha öğrenmenin mutluluğuyla ayrılırken sevgilerimle ve bu konulardaki donanımına saygılarımla diyorum.Ece ablan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazılarla bir şey katabilmek çok güzel bir duygu. Asıl saygı ve sevgi benden size. Çok teşekkürler bu güzel düşünceleriniz için.

      Sil
  2. bence çok değil güzel yazmak önemli yoksa durmadan bende yazarım :DDD

    YanıtlaSil
  3. Bu yazıyı okuyunca bir kez daha gördüm ki yazarlık yetenek işi olduğu kadar bir azim, kararlılık ve çalışkanlık gerektiriyor. Ben o kadar saat yazabileceğimi hiç sanmıyorum. :) Genç yaşlarda ölmesine rağmen bunca kaliteli eser sığdırmış olmasının arkasında bu yatıyor demek ki. Bir de bu kadar kendini verdiği yazılarının öldükten sonra yakılmasını istemesi geldi aklıma. Ne kadar tuhaf değil mi? Ben aklıma geldikçe yazıyorum, Kafka gibi bir düzenim yok. :) Onların yanında bizimkisi geçici bir heves gibi kalıyor, yazmaya kendilerini nasıl verdiklerini görünce. Sessizlik arayışı aslında kafasında dolaşan düşünce kalabalığının ağırlığından ileri geliyor olsa gerek. Kafamdaki gürültü bana yetiyor bir de sizle uğraşmayayım demiş bir nevi çevresine bu tavrıyla. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gölge etmeyin başka ihsan istemez de denebilir :) Her yazarın stili farklıdır. Kafka'nın ki de bu. Ayrıca benim görüşüm ne kadar önem arz eder bilemem ama. Sen güzel yazıyorsun. En azından ben keyifle okuyorum.

      Sil
    2. Her görüş değerlidir benim için. Beğendiğim yazar ve insanlar tarafından övgü ve beğeni almak çok daha değerli elbette, bu anlamda çok teşekkür ederim. :) Beğenilmek güzel bir şey, insana doğru yol üzerinde olduğunu gösteriyor. Ancak her daim bir şeyler katabileceğimi düşünüyorum yaptığım işlere. Ben oldum dememek lazım. :) Sizin ele aldığınız konular ve ele alış şekliniz de benim çok hoşuma gidiyor sık sık gelip okuyorum yazılarınızı. Uzun yıllar devam etmeniz dileğiyle... :)

      Sil
    3. Çok teşekkürler Serhat bu çok çok iyi dileklerin için :) Kendise has bi yazı tarzın var. Bu nedenle aynen bende senin bloğuna devamlı ziyaretlerde bulunuyorum. Biz blogcular destek olmalıyız diye düşünüyorum birbirimize zaten. Yazı hayatında ne bekliyorsan onu elde edebilmen dileğiyle [ Bu da benim dileğim :)

      Sil
  4. Güzel konu, güzel ele alış, güzel yorumlar...
    Acaba yeterince uyumuş olsaydı yine ölümü kanserden ve genç yaşta mı olurdu? Ya da daha uzun süre yaşamış olsaydı daha çok eser bırakabilir miydi? Sadece merak ettim. En azından belli ki sevdiği şeyi yapıyormuş.
    Teşekkürler ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle güzel övgüleriniz için teşekkür ederim. Kafka yapısındaki bir insan istese de uyuyamazdı bence. Derler ya dünyaya yine gelsem yine aynı şeyi yapardım diye. Bence de Kafka böyle düşünüyordur. Çünkü bu kadar yazı yazmak geceden sabaha ancak yazma sevdalısı bir kişinin yapacağı bir şeydir. Ama şu bir gerçek ki. Eğer daha fazla yaşasaydı eminim yeni eserler vermeye devam edecekti. Çünkü hayatta bir şeylerin yanlış olduğunu görmüştü. İşte bu yanlışları kitaplarında anlatıyordu. Sanki avazı çıktığı kadar bağırıyordu insanlığa bu yanlışları yazarak. İnsanın sevdiği işi yapması gibisi var mı? Her sabah ayakları geri geri gitmekten, mesai dolsun da eve gideyim diye kıvranmaktan çok çok iyidir. Sevgiler.

      Sil

Yorum yapmak ister misin :)