Ana içeriğe atla

Blogda ne yazacağımı nasıl keşfettim?

     Blog yazılarım çocuklarım gibidir :) Hiç birini birbirinden ayıramam. İşin şakası bir yana gerçekten öyle. Yazmaya başladığım ilk günden bugüne beğenmediğim yazılarım vardır. Bir elin parmaklarını da geçerler hani. Ama yine de onlardan vazgeçemem. Çünkü onlar yazın dünyamda, nerden nereye geldiklerimin bir göstergesidir. Zaman zaman bakarım eski yazdıklarıma. Çok beğendiklerim de olur. "Bunu nasıl yazmışım" dediklerim de. Sonuçta iyi ya da kötü hepsi benim ürettiklerim.

   BLOGTAKİ ACEMİLİK GÜNLERİM
     Geçmiş yazılarıma baktığımda daha neler görüyorum? Blogtaki ilk acemiliklerimi görüyorum. Bunu dedim diye de, kendimi artık usta konumuna falan koyduğumu zannetmeyin. Daha çok öğreneceklerim var blog dünyasıyla ilgili olarak. Siz de geçmiş yazılarıma bakarsanız, binbir çeşit konuda yazılmış olanlarını görürsünüz. İşte onlar benim yolumu bulma çabalarımı gösteriyor. Hangi konuda yazacağım konusu büyük bir muammadır biz blogcular için.
     HANGİ KONUDA YAZACAĞIM?
      Yaza yaza sonunda devamlı yazacağım konuyu buldum. Kitaplar, okuma ve yazma. Genelde bunların üzerine yazıyorum. Arada da yoldan çıkıp farklı konularda da yazıyorum. Tabi tek bir konu üzerinde yazmam da okuduğum blog yazılarının da etkisi oldu. Bloglar üzerine bolca yazı okurum. Hala da okuyorum. Yazılarda blogculara verilen birinci kural: Belli bir konu seçin ve devamlı o konuda yazındır. Ben de bunu uygulamaya çalışıyorum işte. Baktım bu kurala sadık kalamayacağim, başka bir blog daha açtım. Orada kafama göre takılıyorum.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
   
     

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Facebook ve İnstagram'da aynı gönderiyi paylaşmak...

Hepimiz günlük olarak birkaç kere, bazılarımız yüzlerce kez, Facebook ya da İnstagram’da  ne var ne yok diye bakıyoruz. Mesela ilk Facebook’a bakıyorsun. Birkaç kişi fotoğraf paylaşmış. Sonra geçiyorsun İnstagram’a. Bakıyorsun aynı fotoğrafları İnstagram’da da görüyorsun. Daha az önce Facebook’da beğenmiştim. Aynı resimleri burada görüp beğenmek, rutine düşmüşüm gibi hissettiriyor bana. Böyle olunca da ha İnstagram’a bakmışssın, ha Facebook’a, hiçbir farkı olmuyor. Bu durumda ikisinden sadece birini aktif olarak kullanacağım gibi. Ama orda da şöyle bir sorun var. Her arkadaşımın İnstagram hesabı yok. Facebook’u kullanacağım ama fazla değil. Aslında ben şöyle bir ayrım yaptım. Blog arkadaşlarımın hepsi İnstagram’da.

SOSYAL PLATFORM AYRIMI      Bunun dışında, yeni arkadaşlarım da genelde İnstagram hesaplarını aktif kullanıyorlar. Onlarla da İnstagram üzerinden iletişim halindeyiz. Yani Facebook, uzun süreli arkadaşlarımla iletişim halinde olduğum sosyal platform. İnstagram ise, blog …

Cemal Süreya: "İmza günleri benim işim değil"

Biz okurlar olarak kitap fuarlarını, imza günlerini severiz. Çünkü yüzlerce kitapla tanışırız.Çok sevdiğimiz kitapların, hayranı olduğumuz yazarlarıyla tanışırız. Sohbet ederiz. Fotoğraflar çektiririz. Kitaplarını kendi ismimize imzalatırız. Biz okurlar için, bunların hepsi, teker teker çok önemlidir. İleride baktıkça güzel bir şekilde anılacak, hatıralardır. Yıllar geçtikçe, okur ile yazar arasındaki mesafe, çok azaldı. Özellikle bu kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle. Onlarla, sosyal medya üzerinden her an düşüncelerimizi paylaşabiliyoruz. Hepsi iyi, güzel hoş da. Bu işin bir de yazarlar yönü var. Ne demek yani, yazarlar yönü?Sen orda kitabını imzalatıp, bir iki laflayıp gidiyorsun. Ya orda kalan yazar? Onlar, çok da mutlular mı bu durumdan?


SAÇMA BİR GÖSTERİ Mutlu olmayanlardan biri de, Cemal Süreya. “Saçma bir gösteri” olarak tanımlıyor imza günlerini. Peki neden? Gelin, biraz bunu irdeleyelim. Okuduğum yazı itibariyle Cemal Süreya, sayı olarak beş ile altı diyor, katıldığı imza…

Yanii arama motoru ile ne amaçlandı?

Yanii arama motoru uygulamasına bu akşam bir göz gezdirdim. Google’dan değişik farklı bir yanını göremedim. Sadece ana ekranda yeme-içme, haberler, hava durumu ve filmlerin kısa yollarını yapmışlar. Bulunduğunuz ildeki sinemalarda hangi filmlerin olduğunu gösteriyor. Ya da yeme-içmeye tıkladığınızda ilinizdeki mekanları gösteriyor. Bunu Google’dan da yapabiliriz. Ne farkı var? Ben böyle girişimlere karşı değilim. Ama orjinali olan bir şeyi niye yapıyoruz? Niye yeni bir şeyler yapmıyoruz? Dünyanın en iyisi Googlevar zaten. Ben Yanii’ye niye ihtiyaç duyayım? Elbette benim düşündüklerimi Turkcell’de düşünüyordur. Para kazanamayacakları bir şeye yatırım yapmazlar herhalde. Bu uygulamanın geleceği nasıl olur? Bunu bize zaman gösterecek. Çevremde bu uygulamayı indirip kullanan var mı? Daha soramadım.

Yani arama motoru uygulamasını ilk duyduğum zaman, “Başka yapacak bir şeyler bulamadılar mı?” dedim. Bu sanal dünyada nedense bir taklitçilik var. Bilmiyor muyuz mu ki taklitler orjinalini yaşat…