Cemal Süreya, utangaç mıydı?

, , 15 comments
     Cemal Süreya hakkında bilinmeyen bir özelliğinden bahsedeceğim. Ben okurken şaşırdım. Çünkü şiirlerini okuyanlar bilirler ki Cemal Süreya, son derece cesur şekilde konuşturur kalemini. Kendi ifadesi ile, “Son derece utangaç bir adamım” der. Zaten onu tanıyanlar için bu bilinmez bir şey değildir. Çevresine onun anlatılması istendiğinde, utangaçlığı anlatılmadan geçilmez. Birkaç örnekle bu utangaçlık durumunu somutlaştıralım isterseniz. Verdiğim örnekler birebir kendisinin anlattığı olaylardır. Dükkana gidip, herhangi bir şeyin fiyatını sormaya çekinir. O kadar ki, yanındakilerden yardım alır, onlara sordurur istediği şeyin fiyatını. Şair olmak demek, bu tür utangaçlıkları ortadan kaldırmıyor demek ki. Şairlik ya da yazarlık, içine kapanıkların mı yapabileceği bir iş acaba?

Cemal Süreya, okuduklarım, Cemal Süreya ve utangaçlık

                                          BİR ŞEYİN FİYATINI SORAMAZ
     Cemal Süreya, bir örnek daha veriyor utangaçlığına dair. Bir şeyin fiyatını soramamasının yanında, bir şeyi tartırıp bile alamaz. Kendisi bu durumu, “Bir şeyin yarım kilosunu bile alamam” diye ifade eder. Bazen bende de böyle utangaçlıklar zuhur ediyor. Acaba kendimi bu açıdan şanslı sayabilir miyim? Acaba zaman zaman yaşadığım bu utangaçlık, bende de bir yazarlık yeteneğinin göstergesi olabilir mi? Utangaç olan herkeste yazarlık yeteneği olacak diye bir şey yok tabi. Ama hasbelkader şu kadar yıl yazma peşinde koşan biri olunca, umutlanmadan edemiyor insan. Yazarken utangaçlığının ortadan kalktığını kendisi de dile getiriyor. Yazmak onun için sadece kurtuluş anlamına gelmiyor. Yazmak onun için aynı zamanda, sıkıntı da demek.
                                           HAYIR DİYEMİYOR BİZİM GİBİ
     Utangaçlıkla ilgili yaşadığı bir başka sorunu da, hayır diyememek. Bugün hala, bir çoğumuz hayır diyememekten dert yanmıyor muyuz? Oda bizim gibi bu dertten muzdaripmiş. Aslında böyle isteklere evet demek istemez. Ama gönlünden geçeni diline söyletemez. Böyle olunca da gelen her isteğe, “Evet” der. Herkes bir şey yapılmasını ister. Birken iki, ikiyken üç olur kendisinden yapılması istenenler. Bu seferde başka bir sıkıntı peydah olur kendisinde. “Bu işleri nasıl bitireceğim?” sıkıntısı. Kendisi bir şair. Topluluk önünde rahatça konuşması beklenir değil mi? Hem de kendini çok da iyi bir şekilde ifade edebilmesi. Ama işin özü öyle değildir Cemal Süreya için.

Cemal Süreya, okuduklarım, Cemal Süreya ve utangaçlık

              TOPLULUK ÖNÜNDE KONUŞMAK ZORDUR ONUN İÇİN
     Konuşma gününün yaklaştığı her gün, onun için zorlu bir süreçtir. Uykularında rahat edemez. Rüyalar boş bırakmaz uykularını. Bu rüyalarda kendisine soru sorulduğunu görür. Ama o soruyu bir türlü cevaplayamaz. Öyle kalır. Tek bir kelime edemez. O konuşmanın iptal olması için neler neler düşünmez ki. Yağmurun yağmasını ister önce. Ama sadece bu masum istekle kalmaz. Daha dehşetli şeyler ister. Deprem olmasa gibi mesela. Konuşmanın yapılacağı yere gitmeyi, “Korkunç” olarak niteler. Korkunçluğu tanımlar tam bu sırada. Söze başlamadan önceki 15 dakika, onun için korkunçluktur. Çok konuşmasından dert yanar birde. Normalde konuşkan biri değildir Cemal Süreya.
                                         GEVEZELİĞİNİN SEBEBİ NEDİR?
     Ama son birkaç yıldır, konuşkanlık almış yürümüş kendisinde. Hele ki içki masasında. Konuştukça konuşurmuş. Bu öyle bir konuşma ki hem de. Sadece kendisi konuşurmuş. Bu konuda kendisine de söylenmiş. “Milleti konuşturmuyorsun, hep kendin konuşuyorsun” diye. Bozulmuş böyle denmesine. Özellikle yeni tanıdığı kişilerle konuşurken, çok belli ediyormuş bu durum kendini. Farkına varıyormuş. Kendisini uyarıyormuş kendi kendine. Ama ne fayda. Kendi uyarısını, kendisi dinlemiyormuş. Eskiden konuşmayan biri olarak bilinirken, şimdi nasıl olur da geveze biri haline gelmiştir? Kendisine sorar bu soruyu. “Şımarıklık mı?” diye sorar. Yoksa onun için bu gevezelik, yazmanın yerini mi almıştır? Yoksa yazamamak kendisini böyle mi gösteriyordu? Ya da yaşlılıkta böyle geveze mi olurdu insan? Veya bir yazarın her zaman karşı karşıya kalabileceği işsizlik korkusu muydu bunun sebebi? İşsizlik korkusunun, son olarak kendi gerçeği olduğunu söyler Cemal Süreya.

Foto 1 kaynak : https://www.pexels.com/photo/coffee-notebook-pen-writing-34587/

Foto 2 kaynak: https://www.pexels.com/photo/wood-light-creative-space-68562/



15 yorum:

  1. Merhaba:) Çoğu yazarın biraz hassas ve içine kapanık olduğunu diye düşünüyorum. Tabi herkeste değişir mutlaka ama duygusal yön ağır basıyor bence. Ruhu biraz daha yumuşak oluyor bence yazarın. Yalnız Cemal Süreya'daki biraz daha fazla olabilir:) İyi günler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de yazar dediğin biraz duygusal ve hassas olmalı :) Yorum için teşekkürler.

      Sil
  2. Cemal Süreyya'nın bu yönünü bilmiyordum.Çok eğlenceli bir yazı olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyı eğlenceli bulmana sevindim :) Yorum için teşekkürler :)

      Sil
  3. Siirlerini çok severim. Bu yönünü bilmiyordum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende bilmiyordum. Şaşırdım bu yönüne. Yorum için teşekkürler.

      Sil
  4. Ben en çok, Tomris Uyar'ın onun hakkındaki söylediği sözler hoşuma gitmiştir:"Kapının önünde bekler. Eve girmezdi. Çağırmasam hala bekler..."
    Cemal Süreya ile kızı arasında yaşadıkları olay çok üzücüdür. Kızına şiirlerini verir:"Bir gün, bu şiirler çok para edecek." demiş. Kızı almamış. Yaktığına dair bir not okumuştum. İçim ezildi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Koskoca Cemal Süreya'ya en başta kızı inanmamış. Gerçekten çok acı. Bunu bende bilmiyordum. Bu bilgi ve yorum için teşekkürler.

      Sil
  5. Her şair biraz çekingen ve utangaçtır diye düşünüyorum. Pek çoğu topluluk önünde şiirlerini okuyamaz. Orhan Veli, Behçet Necatigil, ümit Yaşar Oğuzcan ilk akla gelenler.
    Düşündürücü bir yazıydı. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir açıdan doğru aslında dediğiniz. Şair olmak için duygusal, hassas olmak lazım. Genelde çekingen de oluyorlar. Bu da topluluk önünde konuşamamayı açıklıyor. Yorum için teşekkürler.

      Sil
  6. Zaten farklı olmazsan yazdıklarının ne anlamı kalır ki. Cemal Süreya iyidir. O da bizim gibi en iyi arkadaşı kağıt ve de onun yaveri kalem zannetmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farklı olmak çok önemli. İnsan bir yazıyı okuduğunda mesela, bu yazı tıpkı şunun tarzı gibi olmuş denmeli. O zaman bu iş başarılmış demektir. Zannetmesi bile güzel be Samet. Yorum için teşekkürler.

      Sil
  7. Bilmediğimiz çok yönü varmış

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende okudukça şaşırdım. Sizlerle de paylaşmak istedim. Yorum için teşekkürler.

      Sil
    2. Paylaşım için biz teşekkür ederiz

      Sil

Yorum yapmak ister misin :)