Yanan bir evle yanan anılar...

Bilmem kaç yıllık bir ev. Ahşaptan. İki katlı. Çocukluğumda o eve girip çıkmışlığım vardır. Bundan birkaç gün önce o evde yangın çıktı. Ve o ev tamamen yandı. Hemen söyleyeyim: Şükür hiçbir can kaybı olmadı. Zaten bir kişi kalıyordu. Oda yangın sırasında evde değilmiş zaten. Peki yanan sadece bir ev miydi? Hayır tabi ki. O evle beraber anılar da yandı. Az önce de söyledim ya. “O eve girip çıkmışlığım vardır” diye. O evin önünden ne zaman geçsem o çocukluk günlerim aklıma gelirdi. Böylelikle çocukluğumdan bir parça daha gitmiş oldu. Bu evle ilgili daha önce de bir yazı kaleme almıştım. Orada da bahsetmiştim.

anılar, çocukluk, eski evler, yaşadıklarım
                                                   
                                                            GENİŞ BİR AİLEYDİLER
     Geniş bir aile yaşıyordu evde. 4 kız, 1 oğlan iki de anne-baba toplam 7 kişilik bir aile. O evin içi cıvıl cıvıl olurdu. Bizde kardeşlerimle onlara giderdik. Ablalarla oyunlar oynardık. O geniş aile, o hareketlilik hep ilgimi çekerdi. Şimdi düşünüyorum da. Onlar neler hissediyorlardır acaba? Doğdukları, ilk adımlarını attıkları, konuştukları, okula başladıkları, ergenlikleri. Hepsini o evde yaşamışlardı. Şimdi hepsi sadece beyinlerin içinde kalacak. Evet, yanan sadece bir ev değildi. Yanan iyi-kötü yaşanılan anılardı. Tüm bunları düşününce içim yandı işte. Ben evlere çok önem veririm ya. Hani derler ya, “Duvarların dili olsa da konuşsa” diye.
                                                                       ESKİ EVLER
     Ev demek, aile demektir. Ne zaman eski, yıkılmaya yüz tutmuş evler görsem hemen düşünürüm, “Kim bilir bu evde neler yaşanmıştır? Ne iyi günler, ne kötü günler. Dilleri olsa da anlatsalar yapıldıkları dönemdeki insanları, içlerinde yaşayan aileleri. Okuduğum bir kitap da geçiyordu. Kitabın kahramanı benim gibi eski evlere tutkundu. Eski bir evi görmüş. İçine girmiş. Adım adım dolaşmıştı. Benim de imkanım olsa girerim o eski evlere. Eşyalarına, duvarlarına göz gezdiririm. O dönemleri hayal ederdim. Youtuber Ruhi Çenet son videolarından birinde çocukluğunun geçtiği evi çekmişti. Evin içinde gezerek çocukken evin içinde neler yaptığını anlamıştı. Yüzünden o günleri yaşadığı belli oluyordu. Eskiler, anılar niye bu kadar etkiliyor bizi?

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/silhouette-photography-of-a-man-standing-and-bow-down-head-196988/

Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

8 yorum:

  1. Ayy çok üzüldüm ya :( Ben de çok önem veririm eski evlere, anılara... Neyse ki can kaybı yok. Bu içimi biraz rahatlattı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şükür can kaybı yok dediğin gibi. Çocukluğumun bir bölümü o evdeydi. O yüzden daha bir etkiledi beni. Yorumun için teşekkürler.

      Sil
  2. Duvarların ardındaki hayatları, duvarlar anlatamıyor. Eski evlerin duyumsattıkları öyle gerçekten.

    Aklıma romanını da okuduğum, filmini de birkaç kez izlediğim Rebecca geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi merak ettim. Müsait bir zamanda bakmak lazım. Yorumunuz için teşekkürler.

      Sil
  3. Bende hep öyle düşünürüm yanan evleri gördükçe haberlerde vs. ne anılar ne yaşanmışlıklar var acaba diye eşyadan çok anılara üzülürüm , Allah kimseye yaşatmasın çok korkunç.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin. Evsiz kalmak çok zor. Allah evsiz kalanların yardımcısı olsun. Yaşanmışlıklar bizi biz yapan şeyler. O yüzden çok kıymetli. Yorumun için teşekkürler.

      Sil
  4. Geçmişe tutunmayı seviyoruz fazla duygu yüklüyoruz.Halbuki derin duygu yüklemeden dersimizi alıp yolumuza devam etmemiz gerekiyor.Fazla duygusal bir milletiz biz :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir türlü onu yapamıyoruz işte. Dediğin gibi duygusal bir milletiz. O yüzden böyle durumlar çok etkiliyor bizi. Yorumun için teşekkürler.

      Sil

Yorum yapmak ister misin :)