Aşk anısına hüzünlü veda...

     Ne zaman aşk dense, aklına o geliyordu. Galiba sonsuza kadar da o gelecekti. Belki gün gelir, bir başkası onu unutturabilir miydi? Ama o zaman bu yaptığı da sadakatsizlik olmaz mıydı? Aklı ile vicdanı arasında kalmak, böyle bir şey olsa gerekti. Evden yine geç çıkmıştı. Otobüse yetişemeyecekti. Adımlarını hızlandırmaya başladı. İçi rahat etmedi. Hafiften koşmaya başladı. O an aklına, yine o geldi. Onunla buluşmaya giderken de hep böyle otobüse geç kalacağım endişesi yaşar ve koşardı. “Keşke yine beni bekliyor olsaydı da, ona gidiyor olsaydım” dedi. Ama bu sadece kupkuru ve ölü bir istekti. Ve bir daha, hiç mi hiç canlanmayacaktı.

aşk, yaşadıklarım, eski günler
Aşkın anılarına da veda etmek gerekiyor

                                          BULUŞMA YERİNE İLK GİTMEK
     Nereden duymuştu yine aşk lafını da, yine aklına o gelmişti. Otobüsün camından dışarıyı izlerken, onunla geçen günlerini düşünüyordu. Sanki o bekliyormuş da, onunla buluşmaya gidiyormuş gibi hissetmek istiyordu ve bırakıyordu kendini o güzel duygunun kollarına. “Daha gelmemiştir. Muhakkak arkadaşlarıyla eğlene eğlene geleceği için, kesin buluşma yerine ilk ben gideceğim” diyordu içinden. Cidden, o zamanlar da böyle olurdu. Gittiğinde hakikaten, o orada olmazdı. Birkaç dakika sonra arkadaşlarıyla beraber damlardı. Mutlu ve huzurlu iki öpücük kondururdu yanaklarına. Bu sefer de yoktu bankta. Ama işin kötü yanı, olmaması değil beş dakika, on dakika ya da yarım saat sonra gelmeyecek olmasıydı.
                                                   ANILARA HOŞÇAKAL
     Gitti, o banka oturdu. Sanki gelecekmiş gibi arkasına, sonra da birde önüne baktı. İçinden özlem dolu ve yaralı bir kalbin söyleyeceği bir şekilde, “Ahhh” çekti. Galiba bu bankla da vedalaşmalıydı. Çünkü bu bank, çok merkezi bir yerdeydi. İlla ki gözüne çarpacaktı. Bu bankla hesaplaşmasını bugün yapmalıydı. Artık o yoktu. Artık o hayatından çıkıp gitmişti. Artık bu bankta, sıradan bir banktı işte. Ellerini bankta gezdirdi. Birbirlerine sarılıp oturdukları günleri hayal etti. Evet, biliyordu. Bu bankta, gün gelecek, sıradan banklardan biri olacaktı onun için. Ama zamanla. Ama yavaş yavaş. Kafasını önüne eğdi. Artık karar vermişti. O banka, hayır hayır aslında o banka değil, o banktaki mutlu anılara, “Hoşçakalın” dedi ve aniden kalktı. Böylece kalbine saplanmış aşk oklarından birini daha, acı içinde çekip çıkarmıştı işte.

Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

6 yorum:

  1. Ölüm Allah'ın emri, ayrılık olmasaydı.

    YanıtlaSil
  2. Vedalaşmak, yola devam etmek gerek... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çok basit değil mi? Vedalaş ve yola devam et. Beyin bunun mantıklı olduğunu kabulleniyor. Ama o kalp yok mu o kalp. İnsan kalbe bunu kabul ettirmek için yıllarını harcıyor. Sevgiler.

      Sil
  3. Aşık ol sen,gerçekten aşk yaşa :) Bir de o zaman yaz bakalım ne olacak :)

    YanıtlaSil

Yorum yapmak ister misin :)