Albert Camus kendisi olmaktan hep kaçmış...

     Albert Camus toplumun dışında kaldığını hissetmiş. Eserindeki gibi belki de topluma bir yabancı olduğunu. Şimdilerde biz bu durumu asosyallik olarak adlandırıyoruz. Bu sorunu yaşayanlarımız vardır sağımızda solumuzda. Bize yabancı bir durum değil. İçinde bulunduğu durumdan çıkmak için herkes gibi yaşamaya çalışmış. Herkes gibi davranmaya, herkes gibi konuşmaya ya da herkes gibi düşünmeye. Kendini bu toplumun bir parçası hissetmediği zamanlarda bile, vazgeçmemiş böyle düşünmekten ve böyle davranmaktan. Ama bu kadar uğraşmasının, bu kadar emek vermesinin karşılığını alamamış. Sonuç onun için bir yıkım olmuş. Ruh dünyası darmadağınık bir hal almış. Ve yine yalnız kalmış, ve yine tek başına, ve yine kendiyle başbaşa.
albert camus

                                                   SONUNDA KABULLENİR
     Albert Camus kendisi için en doğru olan şeyi yapar. Kabullenmek. Hayatta bazı şeylerin ilacıdır aslında kabullenmek. Bunu görmek istemeyiz, görsek de görmezlikten geliriz. Ama bu bize hiçbir fayda getirmez. Kendimizi hırpaladığımızla kalırız. Oda kabullenmemiş işte. Toplumun içinde yer almak için elinden geleni yapmış. Aslında her insan toplumdaki ortalama bir insan gibi olmak zorunda mı? Aksine farklıysan bu bir zenginliktir bence. Ama insanız işte. Çok fazla yalnız kalmak da iyi değil. Sıkılıyor insan. İnsan içine karışmak, sosyalleşmek istiyor. Belki aradaki dengeyi sağlıklı kurabilmektir asıl yapmamız gereken. Kendisiyle yüzleşmiş. Ona göre sorun olan davranışlarını teşhiş etmiş. Ve kusurlarıyla beraber yaşamayı kabullenmiş.
                                    KENDİSİ OLMAYI BAŞARABİLDİ Mİ PEKİ?
     Albert Camus toplumdan biri gibi görünmeye çalıştığı yıllar hakkında, belki de kendisine çok zor gelecek bir saptamada bulunuyor. “Koskoca bir yalan” der. Kendisi olmayarak, başkaları gibi yaşamaya çalışarak geçirdiği bir ömür için. Bunca sene yalan peşinden koştuktan sonra artık gerçeği yaşama vaktidir. Başkalarına göre değil kendi doğrusuna göre yaşamalıdır artık. Bunları günlüğüne not düştükten sonra kendisi gibi yaşayabilmiş midir, bilmiyorum. Ama en azından farkına varmak da başlangıç için önemli değil midir? Siz başkaları gibi yaşıyor musunuz peki? Toplum içinde yer almak için kendinizden taviz veriyor musunuz? Yazarımızın yaşadığı bu yalan hayat için neler söylemek istersiniz?

Foto kaynak:Pixabay.com

Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com



Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

2 yorum:

  1. Herkes kendi illüzyonu içinde hapis şu an. Aydınlananlar sadece gerçek bilgiye ve benliğine ulaşabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İllüzyon, harika bir anlatım olmuş. Yorum için teşekkürler.

      Sil

Yorum yapmak ister misin :)