Yazmak için ilhamın keyfinin gelmesini mi bekleyeceğiz?

      Herkesin yazma rutini farklıdır. Doğal olarak benim de farklı. Ben defterin ya da bilgisayarın başına yazmak için ne zaman otururum? Benim yazmam için acayip gelebilir ama sinirlenmem gerekiyor. O an kelimeler patır patır dökülüyor. Bu yazma rutinim daha çok günlük olaylar hakkında yazarken oluyor. Bir haber izliyorum ya da bir şey okuyorum. O an o habere sinirlendiysem hemen bunu yazarak dile getirmek istiyorum. Benim ilhamım da böyle geliyor. Hani derler ya hep, “Yazmak psikolojik olarak rahatlatır” diye. Gerçekten de rahatlıyorum. Yazarak rahatlamak sadece bu tip konularda değil tabi. Özellikle moraliniz çok bozuk olduğunda yazın. Rahatladığınızı hissedeceksiniz ve buna şaşıracaksınız.

                                                 YAZI BAŞINA NASIL OTURURUM?
       Yani, “Hadi ben oturayım da bir şeyler yazayım” deyince olmuyor, yazılmıyor. Yazmak için bir nedenim olmalı. Beni isyan ettiren, “Bu daha düzelmeyecek mi?” dediğim şeyler olmalı. Ya da bir diziye yeni bir oyuncu girmesi. Bu da yazı başına oturmamı sağlayabilir. “Bu olmamış” demişsem eğer, neden olamayacağını yazarım hemen. Zaten o an kafamda belirmiştir neden olmayacağı. Benim için sadece o andan sonra yazı başına oturmak kalır. Blog yazmaya başlayıncaya kadar bu böyleydi. Gerçi hala öyle de. Artık yazarken bunun dışındaki bir durumda da zevk almaya başladım. Yeni öğrendiğim bir bilgiyi paylaşmak bu durum. Bunun üzerine birkaç yazı yazdım.
                                               ÖĞRENDİĞİM YENİ BİLGİYİ YAZIYORUM
        Okuduğum bloglarla ilgili yazılarda hep okumuşumdur, “Blog sizi yeni şeyler öğrenmeye iter” diye. Ama o durum bana pek inandırıcı gelmiyordu. Çünkü biri blog yazmaya başladı diye yeni şeyler öğrenmez. Ya da yeni bir hobi edinmez. Bir hobisi vardır ya da öğrenmeye meraklıdır o yüzden blog açmıştır. Ama son bir haftadır bu görüşüm değişti. Mesela bir haber izliyorum ya da program. Ordaki konuşulan konu hakkında edindiğim bilgileri blogda yazarak herkesle paylaşmak istiyorum. Dediğim bu stili diğer bloğumda uyguluyorum. Ama ona her zaman yazı girme fırsatı bulamıyorum. Benim için ilk etapta önemli olan şu an okuduğunuz bloğumdur. Tabi bu bloğum için de araştırma ve okumalar yapıyorum. Takip ettiğim üç edebiyat sitesi var. Günlük olarak o sitelerden okumalar yapıyorum. Ve ordan edindiğim bilgiler ile bloğumda sizlere bu yazıları yazıyorum.

Foto kaynak:pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

2 yorum:

  1. Ne güzel anlatmışsın Cem kardeşim.Ben konu ile ilgili düşüncemden evvel şunu yazayım, insanlar birbirine küçük ayrılıklarla da olsa nasıl benziyor dedim içimden.Ben sinirlendiğimde Cem kardeşim, eğer kızdığımdan hırsımı alamadıysam derhal deli gibi iş yapmaya başlarım.Her zamandaki düzenimle ama daha seri bir şekilde.Ta ki yatışırım o zaman dururum.
    Yazma isteğim bir aşkla uzun zaman sonra yeniden başlamıştı iki buçuk sene evvel.Ama şimdi rutine bindi.Her zaman aynı iştah olmuyor. Duygusal duruma endeksli olarak.Bazen de gözyaşlarımla birlikte şiir yazmaya başlarım.Sanki aynı anda gelir esinler.İşte benim bu konu hakkında yazacaklarım bunlar Cem kardeşim.Güzel bir akşam dileklerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok fazla haşır neşir olunca da ister istemez bıkkınlık geliyor insana. Zaman zaman ara vermek en güzeli. Yorum için teşekkürler ve iyi bir akşam diliyorum

      Sil

Yorum yapmak ister misin :)