Okuduğum kitapları not ediyorum...

      Okuduğunuz kitapları not eder misiniz? Ben ederim. Bundan yıllar önce babam, çalıştığı fabrikadan ajanda getirmişti. Ajandayı görür görmez sevdim. Ben kalemi, kağıdı seviyorum. Taa o zamanlardan beri seviyormuşum demek. Ajanda daha önce hiç kullanılmamış bir ajanda değildi. Çok az kısmı kullanılmış. Çoğu sayfası boştu. Benim ilk günlüğüm, o ajandaydı. Günlüğüm dışında ayrıca o ajandayı okuduğum kitapları not etmek için kullanıyordum. Nedense bende her şeyi not etme gibi bir durum var. Seviyorum. Bugün hala öyleyim. Günlüğüme bile bir olayı not ederken tüm ayrıntılarıyla yazarım. O olay neden olmuş? Kim o olayda başrolü oynamış? 5N1K gibi yani. Bu huyumda o zamanlardan kalmış işte. Ama olsun. Bu huyumdan şikayetçi değilim. Bu huyumu seviyorum.

        KİTAPLARI NOT TUTMA FİKRİ
      Düşündüm ki. "O kadar kitap okuyorum. İleride hangi kitabı okudum, okumadım. Nerden hatırlayacağım. En iyisi bunları kayıt altına almak" dedim. Bu kararı aldıktan sonraki okuduğum ilk kitaptan itibaren kaydetmeye başladım. İlk kaydettiğim kitap yabancı bir kitaptı. Polisiyeydi. Ve çok güzeldi. Tipik Amerikan seri katil hikayesiydi. Adını falan hatırlamıyorum. Yazarını da. Kitapla ilgili sadece güzel bir kitap olduğu kalmış aklımda. Peki kitapları nasıl not edecektim? Kitabın adı ve yazarı zaten banko yazılmalıydı. Düşündüm. "Kitapla ilgili başka ne yazabilirim" diye. "Acaba kısaca kitapta ne anlatıldığından bahsetsem mi?" dedim. Bir iki kitapta da denedim diye hatırlıyorum. Ama her şeyi en ince ayrıntısına kadar huyum yok mu. Bir kaç satır olması gereken yerde ben yazdım iki-üç sayfa. "En iyisi bundan vazgeçeyim" dedim.
   OKUDUĞUM KİTAPLARI NOT ETME
              TABLOSUNU NASIL
                 OLUŞTURDUM?
      "Başka ne not edeyim?" diye düşünürken aklıma sayfa sayısı geldi. "Evet, sayfa sayısı olmalı" dedim. İlk üç sıram belli olmuştu. İlk, kitabın adını yazıyordum. İkinci sırada kitabın yazarı oluyordu. Üçüncü ve en son sırada ise sayfa sayısı yer alıyordu. "Başka ne not edebilirim?" diye kitabın ön kapağına, arka kapağına baktım. Ön kapakta gözüme Türkçesi kısmı ilişti. Şimdilerde çeviren diye geçiyor. O zamanlar daha çok Türkçesi diye geçiyordu herhalde. Ya da bana öyle kitaplar denk gelmişti. "Evet, bu da olmalı" dedim. Böylelikle dördüncü sırada, çeviren ya da çevirmen kısmı yer aldı. Bir de yayınevi vardı tabi. Onu da kaçırmamalıydım. Yayınevi de kendine beşinci sırada yer buldu. Bunların dışında ben bir şey daha ekledim. Kitabın özelliklerinin dışında. O da benim bir kitabı kaç günde okuduğumdu. Okuma performansımı ölçmek için iyi bir veri olurdu benim için. Tablonum son iki kısmı da şöyle şekillendi: Okumaya başladığım tarih ve okumayı bitirdiğim tarih diye. Hepsini toparlarsak ve bir tablo halinde yazarsak;
Kitabın adı    
Kitabın yazarı
Sayfa sayısı
Çeviren
Yayınevi
Okumaya başladığım tarih
Okumayı bitirdiğim tarih
Ben yıllardan beri okuduğum kitapları böyle not tutuyorum işte.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com

Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yapmak ister misin :)