Kitap okurken yapmayı sevmediğim şeyler...

       Kitap okurken yapmayı sevmediğim şeyler vardır. Bugün bunları paylaşmak istiyorum sizinle. İlk olarak aklıma gelen, cümlelerin altını çizmek. Bunu seven çok var galiba. Genelde okuduğum yazılarda kelime altlarını çizmeyi sevenlerle karşılaşıyorum. Ben bugüne kadar okuduğum hiç bir kitabın altını çizmedim. Kendime ait kitaplarım fazla yoktur. Genelde kütüphaneden alırım. Kütüphaneden aldığım kitaplara da özen gösteririm. Çünkü onları benden sonra kim bilir kaç kişi daha okuyacak. Bu bilinçle davranırım kitaba. O yüzden altını çizmeyi bırakın, herhangi bir sayfasının bükülmemesi için elimden geleni yaparım. Yani işin özü kütüphanedeki kitaplar kadar kitabım olsa yine de altlarını çizmem. Kitapları çizmememin kitabın benim olup olmamasıyla ilgisi yok yani.

     KİTAPTA ÖNEMLİ YERLERİN
     ALTINI ÇİZMİYORUM DA NE
                  YAPIYORUM?
       Bazı kitapların yaprakları ince oluyor. Böyle çizerken yırtılıyor. Bir kere denedim. Neden denedim onu da hatırlamıyorum. Onda da böyle bir şey başıma geldi işte. Yaprak kalın da olabilir. Öyle kitaplar da var. Ama bana altı çizilmiş cümleler görmek estetik gelmiyor. İtici geliyor. Peki altı çizilmesi gereken bir paragraf olduğunda ne yapıyorum? Elbette  benim de çok beğendiğim yerler oluyor. Eğer kitap kendi kitabımsa o sayfayı not ediyorum. Nasıl mı? Mesela 125'inci sayfa, 4'üncü paragraf gibi. Aslında o paragrafı defterime yazadabilirim. Nasıl olsa altını çizmiyorum. Ama onu tercih etmiyorum. Çünkü o metni orjinal yerinde okumak daha güzel. Kütüphaneden aldığım bir kitapsa  eğer bu, o zaman o paragrafın tamamını yazıyorum, defterime.
    SAYFAYI KIVIRMAK BANA GÖRE 
                       DEĞİL    
       Kitap okurken yapmayı sevmediğim diğer şey de: Hangi sayfada kaldığını unutmamak için kaldığın sayfayı kıvırmak. Hiç hoşlanmadığım bir görüntüdür o. Sonra o kıvrılan yerler gün gelir kopar. Ondan sonra al sana yırtık sayfa. Bu görüntüyü de hiç mi hiç sevmem. Kitap ayracı kullanma alışkanlığımız pek yok. Bu konuda ben de bir itirafta bulunayım. Tam olarak bende de kitap ayracı kullanma alışkanlığı olduğunu söyleyemem. Peki nerede kaldığımı unutmamak için ben ne yapıyorum? Bu kadar her şeye titizlenen bir adam imajı oluşturdum sizde. Yazının bu bölümüne kadar. İşte bu imaja hiç uymayan bir şey yapıyorum. Defterimden ufak bir parça koparıyorum. Koyuyorum kaldığım sayfanın arasına. Tabi bu durum devamlı kütüphaneden kitap almamdan kaynaklanıyor. O kitapların arasında ayraç olmuyor. Kırk yılda bir bazısında çıkarsa çıkıyor. Böyle olunca doğal olarak ayraç alışkanlığı da oluşmuyor tabi. Benimkiler bunlar. Sizlerin de ekleyecekleri olursa yoruma beklerim.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com

Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yapmak ister misin :)