Kitap oburu musunuz?

      Bugün edebiyat sitelerini dolaşırken Elif Şafak ile yapılmış bir röportajı gördüm. Aşk kitabını çok sevmiştim kendisinin. Diğer okuduğum kitaplarında o tadı bulamamışımdır ama. Neyse heyecanla okudum röportajını. Kendisi için, "kitap oburu" dediğini ilk bu röportajında duydum. Çok sempatik, çok ilgi çekici bir ifade olarak geldi bana. Şafak'a göre kitap her yerde okunurmuş. Otobüste, yemek yerken hatta yürürken. Yürürken kitap okuduğunu görenler gülüyormuş kendisine. Ben hayatta yürürken kitap okuyamam. Ya bi direğe toslarım ya da ayağım bir yere takılır, yüzü kapak yere düşerim. İlk okuduğumda, "Yürürken biri nasıl kitap okur ki?" diye sordum kendime. Ama bi yandan da o kadar imrendim ki. Bu nasıl bir okuma aşkıdır. Boşuna Elif Şafak olunmuyor işte. Daha önce bunu defalarca da yazdım gerçi. Ben çabuk sıkılıyorum. O yüzden her gün kitap okuma gibi bir alışkanlığım yok maalesef.

    KALİTELİ EDEBİYAT SİTELERİ VAR
      Ben edebiyat sitelerinde gezinmeyi seviyorum. Okuma- yazma üzerine ya da kitaplar üzerine inceleme yazıları okumak çok hoşuma gidiyor. Hem büyük yazarların okuma-yazma üzerine söyledikleri, hem de hiç eskimeyecek öğütleri okumak hem de güncel edebiyattan haberdar olmak. Böyle kaliteli edebiyat sitelerinin varlığı da ayrıca sevindirici. İşte yine böyle zevkle okuma yaparken karşılaştım, Elif Şafak röportajıyla. Röportajın başlığında vardı kitap oburu ifadesi. Daha önce Şafak'ın yazma üzerine yazılarını okudum. Kendisine çok soruyorlarmiş, "Nasıl yazar olunur?" diye. İşte o yazılarında hiç kitap oburu ifadesini okumamıştım. Ama Elif Hanım gerçekten hak ediyor bu ifadeyi. Çocukluğunda eline ne geçerse okuyan tiplerdenmiş. Okuma aşkı böyle bir şey herhalde. Her şeyi okuyarak öğütmek.
      FARKLI TARZ KİTAP OKUMAK
       Değişik tarzda kitaplar okumak insanın zihin dünyasını çok çeşitlendiriyor olsa gerek. Ben genelde roman okuyorum. Arada da tarih kitapları okumuşluğum da vardır. O da İlber Ortaylı'nındı. Ama Elif Şafak gibi okuma iştahı nerde. Kendisinin yazmaya yönelmesinde yalnızlığının da etkisi olduğunu söylüyor. Anlatamadıklarını hep yazıya dökmüş. İnsan yazmaya başlayınca da sınırlı kelime dağarcığı yetmez oluyor. Ne kadar fazla okuma, o kadar yeni kelime. Emme basma tulumba gibi yani. Yazdıkça okuyorsun, okudukça yazıyorsun. Her yazarın kendine göre bir hikayesi var tabi. Ama yalnızlığın ya da içine kapanıklığın yazmaya ittiğine dair çok örnekler var önümüzde. Bir kitap oburu ifadesi bizi yine nerelere götürdü. Günlük edebiyat okumalarım devam ediyor. Yine böyle güzel ifadelerle tanışırsam sizinle de paylaşırım muhakkak.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
       
     

Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yapmak ister misin :)