Aslında biz okuyan bir millet miyiz?

       Okuma kültürümüz üzerine bir yazı okudum. Bir paragraflık bi şeydi. Ama söylediği şey etkiledi beni. Genel olarak yaygın olan okumuyoruz söylemine karşı çıkıyordu. Aksine, "Okuyoruz" diyordu. "İlla okumak demek kitap okumak mı demek? Gazete okumuyor muyuz? Dergi okumuyor muyuz? Sonuçta az ya da çok okuyoruz" diyordu. Hiç bu açıdan bakmamıştım. Hiç okumamaktansa bu da iyidir. Tabi sonuçta hiç bir şey kitabın yerini tutamaz. Bardağın dolu tarafindan bakalım. Ya da pozitif olalım derseniz. Tam da bu aradığımız şey. Kahvelerde gazete okunuyor. Bu da bir şeydir değil mi? Hem de öyle bir iki gazete de değil. 8-10 gazete var. İnsan hangisini okuyacağını şaşırıyor. Gazete falan okuyacağım zaman, her zamanki kahveme giderim. Ufak bi kahve. Üç-dört masa anca vardır. İstediğim gazetelerin köşe yazarlarına göz atarım. Gazete okumak benim için köşe yazılarını okumak demektir. Gazetenin şöyle hızlıca sayfalarını çevirir bakarım. İlgimi çeken haber olursa bakarım. Yoksa direk köşe yazarlarına geçerim.




         DERGİ OKUYOR MUYUZ?
      Evet, bu açıdan bakıldığında paragraftaki iddaa yerini buluyor. Evet, gazete okuyoruz. Peki ya dergi? Bir zamanlar Posta gazetesi haftalık bir dergi verirdi. Genç kız dergisi. Testler, posterler falan. Çok popülerdi. Benim kız kardeşim bile alırdı. Gençlerin şu aralar çok sıkı takip ettikleri bir dergi var mı bilmiyorum. Ama şu gerçek ki dergi de okuyoruz. Dergi deyince benim aklım tek popüler kadın-genç kız dergilerine gitti. Bir de mizah dergileri var tabi. Penguen, Uykusuz vb. Gençlik bu dergileri de çok takip ediyor. Karikatür okuyor. Ayrıca o dergilerde sadece karikatürler de yok. Mizah yazıları da var. Yani düzyazı. Evet, gençler buradan da okunmaya tutunuyorlar. Demek ki dergi de okuyoruz. Okuma deyince biz millet olarak sadece kitap okuma anlıyoruz. Bu nedenle de okumuyoruz diye kendimize dert ediyoruz. Peki şimdi bu gazete ve dergi okumayı da işin içine katarsak, hala okumuyoruz diyebilir miyiz?
        OKUMAK SADECE KİTAP 
              OKUMAK MIDIR?
       Yazı dedigin böyle olmalı. İnsanı düşündürmeli. Hatta şu an yaptığım gibi üzerine yazı da yazdırmalı, tartışmalı. Benim yazılarımda da amaçladığım şey bu. Bu yazıyı okuyanlara sorular sordurtmak. "Ben bu yazının neresindeyim?" diye. İşte bu soruyu sormanıza yarıyorsa bir yazı iyi bir yazıdır. Başka bir açıdan baktırabilmeli konuya. Benim okuduğum bir paragraf bunu yaptı. Şimdi burda önemli olan bu yazıyı okuduktan sonra fikriniz de bir değişme oldu mu? Siz de okumak deyince sadece kitap okumak mı anlıyordunuz? İsterseniz yorumlarınızla bu konuyu daha derinleştirelim, tartışalım. Farklı bakış açılarını seviyorum ben. Şimdi gazete ve dergi okuyanlar nasıl kitap okumaya çekilir, yönlendirilir? Teknoloji çağında bu biraz zor. Çünkü önümüzden akıp giden görüntülerin tutkunu olduk. Kitap okumaksa emek istiyor. Ama ben ümitliyim. Biz okumada daha iyi yerlere geleceğiz.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
       


Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yapmak ister misin :)