Akşamı yaşamak...

      Ekmek aldım eve dönüyordum. Hava kararmaya başlamıştı. Biraz da soğumuştu hava. İçimden, "Şimdi eve gidince ısınırım" dedim. Yine akşam oluyordu. Ben akşamları severim. Böyle akşam olmaya başladığı anlarda mutlu olurum.  Mahalleye girdim. Oyun parkında çocuklar oynuyordu. Onların sesleri mahalleyi çınlatıyordu adeta. Bu çocuk sesleri ne güzel ya. Onların gülüşü, eğlenişi. İşleri güçleri oyun oynamak. Parkın hemen ilerisinde iki kız arkadaş oturmuş konuşuyorlardı. "Hayat akıyor be" dedim.

               AKŞAMI İZLEMEK
       Eve geldim. Üstumdekileri çıkardım, rahatladım. Geçtim pencerenin yanına. Karanlığın yeryüzünü kaplamasını izledim. Bu da en sevdiğim şeylerden biridir. Televizyonda kapalıydı. Ortam sessizdi. Tam kendini dinlemelik bir ortamdı yani. Ben de dinledim kendimi. Bu meditasyon gibi bir şey. Muhakkak deneyin derim. Bana gündüz mü gece mi diye sorsalar. Ben gece derim. Çünkü gece tüm aile evde olur. Hep beraber.
          O AKŞAMLAR YOK ARTIK
    Akşamlarla ilgili en sevdiğim söz: "Hadi akşam ezanı okundu. Baban az sonra gelir. Hadi eve"dir. Artık bu söz söylenmiyor akşamları. Artık çocuklar televizyon, bilgisayar, tablet bağımlısı. Böyle akşamlar mazide kaldı artık. Ben de o dönemin çocuklarından biriyim. O günleri yaşamış olmanın mutluluğu var üstümde. Bir de o günlere duyulan özlem.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com

Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yapmak ister misin :)