Ev hikayesi...

   Siz değerli blog okuyucularima bir ev hikayesi anlatmak istiyorum. Evimiz, iki katli ve ahşap. Eski zaman evlerinden. Bundan yıllar önce, evimizde her odanin ışığı ayrı ayrı yanardi akşamları. Anlatacağım hikaye bir aile hikayesi. Beş cocuklu bir aile. Dört kız, bir oğlan. Çocukken,  kardeslerimle beraber hep onların yanına gitmek isterdik. Çünkü onlarin yanında eğlence vardı. Devamlı bir hengame olurdu evde. Devamlı bir hareket.
       Sonra, gel zaman git zaman kızlar evlendi gitti. Geçen sene de baba vefat etti. Oğlu ile annesi kaldi bi başlarına. Çocuk da hayırsız çıktı. Ickiden evin yolunu bulamaz hale geldi. En son kızlardan biri gecen hafta annesini yanına aldi diye duydum. Belirli bir zaman için mi yoksa tamamen mi yanina aldi bilmiyorum. Ama tamamen yanina alabilecegini de düşünmüyorum. Ne de olsa, eskilerin deyimiyle el evinde. Damat istemezse, annesine ne kadar isterse de yaninda bakamaz. Ne yapacaksin işte, dünya.
      Iste bir zamanların civil civil, neşe icinde olan, alt ve üst katin tüm isiklarinin yandigi ev, simdilerde karanlığa gömülmüş durumda. Bu akşam, o evin yanından geçerken dikkat ettim. Hic ışık yoktu. Kapkaranlikti. Bir devir de böylece kapandi işte. Ahh, o evin dili olsa da anlatsa bir zamanlar icinde yasanilanlari. Evler benim için önemlidir. Mutlu ya da mutsuz anlarimizin taniklaridir onlar. Böyle terkedilmis bir ev gördüğümde her zaman düşünürüm, "Kim bilir bu evde neler yasanmistir?" diye. Siz neler düşünürsünüz bu konuda? Bir dahaki yaziya kadar sağlıcakla kalin.
Foto kaynak : http://www.sitebuilderreport.com/stock-up#q=house&page=5

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com.tr
     


Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yapmak ister misin :)