Eski sevgilimden sonra yaşadıklarım...

          Eski sevgilimle devam etseydik acaba ne olurdu?Mutlu olur muyduk?Bu gibi sorular zaman zaman aklımı kurcalıyor.Bilmiyorum sizin de kurcalıyor mu?Ben bu durumumdan çok şikayetçiyim.Neden böyleyim ki?Olan olmuş,biten bitmiş önüne baksana.Yok beynim ya da kalbim ısıtıp ısıtıp bu soruyu hep önüme sürüyorlar.Ve ben de içten bir cevap vermediğim için bu kısır döngüden kurtulamıyorum.Verdiğim cevap bir zaman hem kalbimi hem de gönlümü eyliyor.Ama sonra yine duygularım depreşiyor.Yine kendimi,kendime bu soruyu sormuş olarak buluyorum.Yine doğru dürüst bir cevap yok.Yine erteleme.Böyle bir kısır döngünün içindeyim işte.Bu durumum ne zamana kadar devam eder bilemiyorum.Bu konuda tecrübesi olanlar bu süre daha ne kadar devam eder sorusunun cevabını benle paylaşırlarsa çok mutlu olurum.
          Önce ilişkimi duygusal olarak ele alır incelerim.Eski sevgilimle gezdiğim,dolaştığımız yerleri anımsarım.Sonra da iyi yanlarını düşünürüm.Bunu da düşündükten sonra kendi kendime,”Mis gibi kızı kaçırmışsın”derim.”Sadece duygularına kapılma.Bir de mantık açısından değerlendir”konuyu derim sonra.Başlarım bu sefer mantık penceresinden ilişkimizi değerlendirmeye.Bu sefer de karşılaştığım sonuç,”İyi ki devam etmemişsin yoksa daha büyük sorunlar yaşayabilirdin”olur her zaman.Kalbim,devam etmeliydin der.Mantığım,iyi ki devam etmemişsin der.Yine böylece bir ikilemde kalmış olurum.Hayatta hiç sevmediğim huylarımdan biridir ikilemde kalmak.Ayrılığımızın ilk ayları bu ikilem arasında çok kaldım ve çok ezildim.Ama zamanla taşlar yerine oturmaya başladı.O ilk andaki gibi çok heyecanlı,duygunun daha çok önde gittiği değerlendirmeler yapmıyorum artık.
          Ara sıra facesine girerim,bakarım.Sanırım bu durum en azından herkeste vardır.İçim cız eder.Onun bir resmini görmeyeyim yeter işte.Düşünürüm kendi kendime,”Bir zamanlar bu kız seni seviyordu”diye.Eski sevgilisine dönmüş.Hele birde beraber çekilmiş fotograflarını görmeyeyim mi?Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.Vücudum sanki zangır zangır titremeye başladı.Nefesim kesiliyor sandım.”Bu olamaz.Beni bu kadar çabuk unutmuş olamaz”dedim.Çünkü kendime çok güveniyordum.Biliyorum hatalarım oldu.Ama eminim ki benim davrandığım gibi kimse ona davranmamıştır.İşte ben buna çok güvendim.Ama yanıldım.Her şey bitmişti.O kendine çoktan yolunu çizmişti bile.Kadınların ilişki konularında erkeklere göre daha güçlü olduklarını etraftan duyardım.Bir karar alıyorlar ve hemen uyguluyorlar.Benim eski sevgilim de aynen böyle yaptı.Bende acı bir tecrübeyle kadınların ilişkilerde daha güçlü olduklarını öğrenmiş oldum.
         “Peki şimdi ne olacak?”derseniz olacak bir şeyi yok.Herkes kendi hayatına devam edecek.Yaşadıklarımız hem ona hem de bana bir tecrübe,yani bir hayat tecrübesi olarak kalacak.Ama yine de merak edemeden duramıyorum işte.Yıllar yıllar sonra ben gelir miyim aklına?”Keşke onunla bu hayat yoluna devam etseydim”der mi?


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Cem KAZAN

1987 yılı Düzce doğumluyum. İlkokul, ortaokul,lise,üniversite hepsini Düzce'de okudum. Üniversiteyi Düzce'de okumamın nedeni yanlış lise seçimimdi.Daha Fazlası

    Blogger Comment
    Facebook Comment

2 yorum:

  1. Cem Bey,
    Sayfanıza iade-i ziyarete geldim ve ilk olarak gözüme bu yazınız çarptı.Ve birkaç satır karalamak istedim. Yaş olarak da aramızda biraz fark var. Öğüt vermek haddime değil ama farklı bir bakış açısı verebilirsem ne mutlu.

    Çinli çiftçinin hikayesini bilir misiniz? Belki bilmiyorsunuzdur ya da bu satırları okuyanlar arasında bilmeyenler vardır diye özetleyeyim:
    Çinli çiftçinin bir gün tek atı kaçar. Tarlasını sürebileceği, ekinini biçebileceği tek aracı, tek malı olan atı kaçınca komşuları üzüntülerini iletmek için ziyaretine gelirler çiftçiyi. Ahlar vahlar arasında ne kadar üzüldüklerini söylerler. Sonunda çiftçi "durun bakalım, üzülmek için acele etmeyin. bu durum iyi bir şey mi kötü bir şey mi zaman gösterecek" diyerek komşularını yolcu eder.

    Birkaç gün sonra kaçan at, peşine birkaç vahşi atı takarak geri döner. Bir atı varken birkaç atı birden olur çiftçinin... Komşular hemen tebrik ziyaretine gelirler ve ne kadar sevindiklerini söylerler. Çiftçimiz yine aynı cevabı verir: "Durun bakalım. Zaman, bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi gösterecek"

    Birkaç gün sonra vahşi atlardan biri bir çifte atar ve çiftçinin tek oğlunun bacağını kırar. Komşular yine üzüntülerini bildirmek için ziyarete gelirler "sen haklıymışsın" derler ama çiftçimizden aynı cevabı alırlar.

    Sonra savaş ilan edilir. Bizim çiftçinin sakat olan oğlu dışında köyün tüm gençleri savaşa giderler. Komşular yine ziyarete gelirler, ama çiftçimizden yine aynı cevabı alırlar.

    Velhasıl-ı kelam, başımıza gelen her olayın, yaşadığımız her tecrübenin artıları da eksileri de vardır. Ancak bunların neler olduğunu bize zaman gösterir. Bazen sonuçları çok iyi ya da çok kötü olsa da haberimiz olmaz bile.. Önemli olan önümüze bakmak ve yaşadığımız hayatın tadını çıkarmaktır bence.

    Ben size en kısa zamanda Gwyneth Paltrow'un Rastlantının Böylesi (Sliding Doors) filmini öneriyorum. Sonrasında da arkanıza değil önünüze bakmayı...

    Bir naçizane not daha, kadınları anlamaya çalışmayın. Hele ki ilişkiler bazında. Bu asla kazanamayacağınız bir savaşa tekrar tekrar girmekten başka birşey değildir. Sonuç değişmez...

    Saygılar, Sevgiler, mutlu günler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eyvallah Altuğ Bey. Sanirim bu hikayeyi Cengiz ERŞAHİN'in bir kitabında okumustum. Film önerisi icin tesekkürler muhakkak izleyeceğim. Zahmet edip yorum yazdığınız icin de tesekkurler. Mutlu günler dilerim

      Sil

Yorum yapmak ister misin :)